Wednesday, November 08, 2006

yirmiikimartikibindört

anlaşılmamak için konuşmak gibi geliyor artık kurduğum her cümle... hiçbir cümlem ilk kurduğum anda anlatmak istediğim haliyle algılanamadığı için peşisıra kuruyorum, yani, aslında misal ile başlayan cümlelerimi... yanlış anlaşılmaktansa anlaşılmamayı yeğlesem de, anlaşılmak için çırpınıyorum çoktan kovaya atılmış dudağı yırtıklar gibi..bazen eski günlerimi özlüyorum.. az cümleler kurduğum, az söz söylediğim, anlaşılmadığımda 'yanlış anlaşılmak da vardı, bu iyidir' dediğim, dinlemeyi sevdiğim, dinleyebildiğim insanlarla beraber olabildiğim zamanlar.. boş bir çaba ne olursa olsun, anlaşıldım zannettiğimde karşımdakinin beni anlamamış olduğunu anlayamama çıkmazı olduğu sürece bu yolun sonu da yok...şimdi bile mesela mümkün olduğunca anlaşılır olabilme adına ayrıntılı ve "anlaşılır" kuruyorum cümleleri...hayatta insan kolay rastlamıyor ikincil cümleleri kurmadan anlaşabildiği, anlaşamasa da rahatsız olmadığı insan(lar)a... demek ki ben şanslıyım..

1 comment:

dew said...

"az cümle ile birşey anlatacağıma
çok cümle ile hiçbirşey anlatmam
ama çok cümlenin içindeki yanılgıda olsa..yada bunun tersi, çok cümleyi boş boş olsun diye de söylemek istemem..yani demek istediğim.."
burda bir anlaşılmak örneği..anlatmak..doğru anlatmak...yanlış anlaşılacak doğru söz yerine, doğru anlaşılmış küfür yeğdir.vs vs ..yada değil..herşey döner çevrilir değişir değişmez, biçim değiştirir değiştirmez, arada dışarda çemberin üzer dışı altı kendi.....vs..