Wednesday, November 08, 2006

onaltımartikibindört

intihar etmek.. buz gibi bir etkisi vardı üzerimde.. üzerinde konuşmak istemediklerimdendi.. pozitif şeyler üretmeye çalışır, intiharın mantıksız, düşünülmemesi gereken, yanlış birşey olduğunu ispatlamaya çalışırdım..
çalışırdın.. hı hıı.. değişti mi düşüncen.. çok değil.. intihar hala olmaması gereken birşey bence.. ama arada bir en iyi yönteminin ne olabileceğini de düşünür, hatta arkadaşlarla espirili bir şekilde de konuşurum bu konuyu.. en iyi, en güzel, en acısız, en sağlam vs. yöntemleri bulmaya çalışırız..
geçen akşam, bunları konuşmanın tam anlamıyla geyik olduğunu farkettim.. insan intihar etmek istediği vakit, en iyi yöntem hangisidir onu yapayım diye planlayıp, akış diyagramı çizmiyor.. koşup mutfağa aldığı en keskin bıçakla boğazını, bileğini kesmeyi göze alıyor.. etraf kan olursa, senden sonra o evde yaşamını sürdürecek olanlar..yani nasıl..nasıl.. tamam işte bunları düşünmeye başladığın anda vazgeçiyorsun zati...
sana, bana dair bir çözümleme yapayım.. yap.. ölürken bile başkalarını düşünüyorsun.. bile niye diyorsun ki.. tüm yaşamımı bununla, bu incelik yüzünden ..neyse neyse.. neyse..neyse..ölümü, yani kendimi öldürmeyi düşünmeyecek kadar şeyim... hmmm.. deliyim...

1 comment:

dew said...

"yaşamak çok güzel.nasılsa bir gün ölecek, ne acele edecem, yaşamak hüzünlü bir huzur yaş ilerledikçe,sei seviyorum hayat, kahbe zalim sevecen kötü çirkin güzel hayat..."