Wednesday, November 08, 2006

onüçhaziranikibinüç

diyolarmış ki bir yerden sonra daha fazla acımıyormuş!
yalan! acıyor her zaman, hatta bazen artıyor da acısı.
yalan söylemeye neden alıştı insanlar bu kadar. ben kimi zorladım yalan söylesin diye.
zorlamak da nedir, acımasız olma kendine, sen bütün kapıları açtın herzaman tam tersine, çok kötü birşey için bile olsa dışarı çıkmak istendiğinde yalan söylenmesin diye.
hata mıydı bu, neredeydi hata? başkaları yüzünden kapıldıkları alışkanlıkları benim için mi bozamadılar? çok mu anlayışsız göründüm, kırmak mı istemediler? bitiyorum bu, "seni üzmek istemediğim için" kılıfına, bu kadar kaypak bir kılıf daha yoktur, durmaz örttüğün hiçbir yerde. hele anlıyorsan çok basit bile olsa sana yalan söylendiğini, tenezzül etmiyorsun yalan söyleme demeye, anlamamış gibi yapıyorsun, inanmış gibi.
bir nevi sen de ortak oluyorsun onun yalanına. daha çok kızıyorsun bu kez, ama işte karşındaki eksiliyor zamanla, eriyor sanki.

1 comment:

dew said...

Dilemma ile "Deli ama" arasındaki benzerlik belki sadece aynı harfleri kullanmaları, farklı yerlerde de olsalar.

Uydurukluğun sınırlarını zorlasam başka neler bulurdum.(Bulamazdım.dürüst olmak gerekmez,her zamnakinden kelime yığınlarını serelim)

Hani mevlana demiş:
"Kardeşim sen düşünceden ibaretsin,
Geriye kalan et ve kemiksin,
Gül düşünürsen gülistan olursun,
Diken düşünürsen dikenlik olursun"

ve yine demiş ki :
"Her gün bir yerden geçmek ne iyi, Her gün bir yere konmak ne güzel, Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş, Dünle beraber gitti cancağızım; Ne kadar söz varsa düne ait, Şimdi yeni şeyler söylemek lazım."

iyi hoş demiş.güzel de demiş.Aferin der ve takdir etme seviyesinde olmasamda mesh olduğumu itiraf ederdim.

Yorum yazmak güzel, düne ait yorum yazmak ve düne ait konuşmak , düşnmek ise bir noktaya kadar sıkıcı,acıtıcı;bir nokta sonrasında önemi falan da kalmıyor dünün xoklu yollarında yaşanan abukluklar saçmalıklar, anısını da yarın için , yarına ermek için bir tarafa bırakmak gerekiyor.."E anlat bakalım koca göbüşlü mevliş, dönelim mi semaya.."

Dün üzüldüklerime şimdi üzülmüyorum.Acı da önemini yitirmişti, yitirmesi de doğal, anlamı kalmayınca çok şeylerin.Acı ise acı, ne ise o, sonuna kadar, dibine kadar dönemleri de bitiyor..
yalan söylemeye, doğruların karşı taraf açısından hoş olmayan durumlar doğurup bize dair olumsuzluklar doğurması, sonuçta menfaat yol açmıştır.bu bir tezdir.tez bir ile sınırlanamaz.şarkılar götürür getirir ağlatır güldürür coşturur gülümsetir vs, huzur "ben sana kol hareketi yapsamda beni tınmıyacaksın değilmi Celalettin (Mevliş)" dediğinde gelir..bazen tepki görmek göstermek boşalmak dolmak da gerekir.bazenlerin toplamı hep her etmiyorsa, yinede bazenlerin de bazen gerekli olduğunu, gerekliliğin her zaman gerekli olmadığını, seçim tercih algıda işin bitip bitmediğini...bilmk bilmemek..meselesi..de hakkaten mesele etmiyor insan evladı bazen, bazen de hakkaten mesele edeceği şeyler oluyor ve kanıyor...ki hayat, yapcak birşey var, yaşamak dibine kadar, her elektronuyla...
hata da olsun, yalan da, kuşku da, ayıp da ,terbiyede ,olsun xnasını satıım, ne olmuş sonuçta "adım bulutsa, kolum rüzgar, dimağım hasta ise" , farkındalık ve kuş bakışı algılamak güzel dibi tutmuş pilav misaliyken tane tane olmak hoş...

"seni üzmek istediğim için" diyeni varsa yıldızlı pek iyi vermeli..asıl yakın, tanıdık,güven duyulan,beklenmeyenden alınan darbe,verilen darbe , iplemeler iplediklerimiz can yakıyor ya; olsun yaksın, sonuçta insan ve olması gerektiği gibi olması gereken..

8 kasım 2006da da gitmeli kişi kendinde sonsuz kır'larına, kırıklarıyla tamir olmaya..."sizi bilmem ama ben karar verdim su gibi duru olup akmaya-Ş.Ferah-"

"Deli ama" deli olsun varsın.
hoş kal su